Teslimat bölgelerinde kargonuzu kendiniz gidip almalısınız. Sitenin altında teslimat noktaları mevcuttur.
Siparişiniz ile ilgili bir açıklama yazmak isterseniz, lütfen aşağıdaki alanı kullanın:
Tükendi
Gelince Haber VerHiç şüphesiz Kurân-ı Azîmuşşânın bir harfi dahi değiştirilmeden ve herhangi bir tahrife uğramadan elimize ulaşmış olması dünya tarihinin en mühim olaylarındandır ve muhafaza edileceği vaat edilip bütün tahrif girişimlerine rağmen hiçbir tahrife uğramamış olması en açık ilahî mucizelerden biridir. Bu girişimler yapılırken ilk evvela "Kurân mahluktur," "Asıl Kurân Ali-Fâtıma evladındadır" diyerek beşerî dokunuşa açık hale getirmeye ve hakkında şüphe tohumları ekmeye, "Sahâbe güvenilmezdir" yaygarası ile tahrif planlarının temelini atmaya çalışmışlardır. Bütün bunlara rağmen Kurân-ı Azîmuşşân hem ilahi varlıktan melekûtî âleme iniş sürecinde hem melekûtî semadan Resûl-i Ekremin gönül dünyasında tespiti sürecinde muhafaza edilmiş, hem de oradan kendisinin insanlara tebliği ve sadırlarda ve satırlarda tespiti süreçlerinde, Allahın ikram ve inayetiyle muhafaza buyurulmuştur.
Şia ve İmamiyye, Kurân-ı Azîmüşşânı tahrife çalışan Pers-Siyonistlerin yuvası, bu şer ittifakının Müslümanlar arasında yer edinebilmesinin vesilesi ve Bâtınîliğin dehlizi olmuştur. Bâtınî Pers-Siyonist yapı kelâm-ı kadimin ve Kurân-ı Kerimin ilahi kelam olduğu kalkanını kırmaya çalışmış, Kurânın mahluk bir kelam ve tarihsel bir metin olduğunu dillendirmiştir. Kurânın muharref olduğu düşüncesinin tutması için diğer bir yol, sahâbeye yönelik olarak onların münafıklar ve yalancılar oldukları yalanının ve iftirasını ileri sürmüşlerdir. Pers-Siyonist ittifakın bütün çabası nihayetinde Kurânı tahrife ve bu gayeyi gerçekleştirmek için sahâbeyi tekfire yönelik olmuştur. Onları gözden düşürmek için Hazreti Osmanın katilleri, "Kurânı tahrif eden Osmandır ve onu katledenler de ileri gelen sahâbenin kendileridir.", iddia ve yaygarasını ileri sürmüşlerdir. Zira sahâbe udûl kabul edilip onlara itimat edildiği sürece onların göğüslerinde mahfuz, ellerinde mektup olan Kurâna da güvenilecektir. Elde mevcut Kurâna yönelik olarak şüphe uyandırmak ve ona olan güveni sarsmanın yolu, Sahâbe-i Kirâmın ulularını karalamaktır. Özellikle Perslerin yoğunlukta oldukları ve adı konmamış tahakkümlerinin sürdüğü Kûfe ve Basra gibi merkezlerde İbn Mesûd gibi Ebû Mûsa el-Eşarî gibi ulu sahâbîlerin adları karıştırılarak Kurâna ziyade ve noksan iddiaları ileri sürülmüş, onun tahrif edildiği şüphesi takviye edilmeye çalışılmıştır. Bu beyhude girişimin elebaşı tam bir Pers-Siyonist profil olan Abdullah b. Sebe Yemen ve Hicazdan başlayarak Basra, Kûfe ve Şamdan sonra Mısırda çalışmasına devam etmiş, bütün buralarda müfsit ve sapkın fikirlerini yaymış ve adamlarını seçerek gizli teşkilatını kurmuştur. Bu kitabın iddiasına göre İslam dünyası gizli anlamında Bâtınî Şiilik hastalığına tutulmuş sözde Sünnîler ile doludur. Bu nedenle asıl iş tesnînüs-sünne (Sünnîleri Ehl-i Sünnet kılma) çalışmasıdır. Hazreti Peygamberin soyundan gelenleri seyyid ve şerif bilmek Şîî olmak değil, Ehl-i Sünnet olmaktır. Fakat sünnî İslam dünyası muhterem ve alem Aliye razı olmayan, masum, mukaddes ve sanem Aliyi isteyenlerle doludur. Bu çalışma tehvîdül-İslâma karşı yapılacak olan çalışmadan daha önceliklidir. Fârisiyyât henüz çalışılmadığı için hatta böyle bir tehlikenin farkına bile varılmadığı için, İsrâiliyyât çalışmalarından daha öncelikli bir ödevdir.
| Barkod | 9786255804198 |
| Basım Yılı | 2025 |
| Cilt Durumu | Karton Kapak |
| Dil | Türkçe |
| Ebat | 23,5x16,5 |
| Kağıt Türü | Kitap Kağıdı |
| Sayfa Sayısı | 455 |
| Yazar | Salih Aydın |
Hiç şüphesiz Kurân-ı Azîmuşşânın bir harfi dahi değiştirilmeden ve herhangi bir tahrife uğramadan elimize ulaşmış olması dünya tarihinin en mühim olaylarındandır ve muhafaza edileceği vaat edilip bütün tahrif girişimlerine rağmen hiçbir tahrife uğramamış olması en açık ilahî mucizelerden biridir. Bu girişimler yapılırken ilk evvela "Kurân mahluktur," "Asıl Kurân Ali-Fâtıma evladındadır" diyerek beşerî dokunuşa açık hale getirmeye ve hakkında şüphe tohumları ekmeye, "Sahâbe güvenilmezdir" yaygarası ile tahrif planlarının temelini atmaya çalışmışlardır. Bütün bunlara rağmen Kurân-ı Azîmuşşân hem ilahi varlıktan melekûtî âleme iniş sürecinde hem melekûtî semadan Resûl-i Ekremin gönül dünyasında tespiti sürecinde muhafaza edilmiş, hem de oradan kendisinin insanlara tebliği ve sadırlarda ve satırlarda tespiti süreçlerinde, Allahın ikram ve inayetiyle muhafaza buyurulmuştur.
Şia ve İmamiyye, Kurân-ı Azîmüşşânı tahrife çalışan Pers-Siyonistlerin yuvası, bu şer ittifakının Müslümanlar arasında yer edinebilmesinin vesilesi ve Bâtınîliğin dehlizi olmuştur. Bâtınî Pers-Siyonist yapı kelâm-ı kadimin ve Kurân-ı Kerimin ilahi kelam olduğu kalkanını kırmaya çalışmış, Kurânın mahluk bir kelam ve tarihsel bir metin olduğunu dillendirmiştir. Kurânın muharref olduğu düşüncesinin tutması için diğer bir yol, sahâbeye yönelik olarak onların münafıklar ve yalancılar oldukları yalanının ve iftirasını ileri sürmüşlerdir. Pers-Siyonist ittifakın bütün çabası nihayetinde Kurânı tahrife ve bu gayeyi gerçekleştirmek için sahâbeyi tekfire yönelik olmuştur. Onları gözden düşürmek için Hazreti Osmanın katilleri, "Kurânı tahrif eden Osmandır ve onu katledenler de ileri gelen sahâbenin kendileridir.", iddia ve yaygarasını ileri sürmüşlerdir. Zira sahâbe udûl kabul edilip onlara itimat edildiği sürece onların göğüslerinde mahfuz, ellerinde mektup olan Kurâna da güvenilecektir. Elde mevcut Kurâna yönelik olarak şüphe uyandırmak ve ona olan güveni sarsmanın yolu, Sahâbe-i Kirâmın ulularını karalamaktır. Özellikle Perslerin yoğunlukta oldukları ve adı konmamış tahakkümlerinin sürdüğü Kûfe ve Basra gibi merkezlerde İbn Mesûd gibi Ebû Mûsa el-Eşarî gibi ulu sahâbîlerin adları karıştırılarak Kurâna ziyade ve noksan iddiaları ileri sürülmüş, onun tahrif edildiği şüphesi takviye edilmeye çalışılmıştır. Bu beyhude girişimin elebaşı tam bir Pers-Siyonist profil olan Abdullah b. Sebe Yemen ve Hicazdan başlayarak Basra, Kûfe ve Şamdan sonra Mısırda çalışmasına devam etmiş, bütün buralarda müfsit ve sapkın fikirlerini yaymış ve adamlarını seçerek gizli teşkilatını kurmuştur. Bu kitabın iddiasına göre İslam dünyası gizli anlamında Bâtınî Şiilik hastalığına tutulmuş sözde Sünnîler ile doludur. Bu nedenle asıl iş tesnînüs-sünne (Sünnîleri Ehl-i Sünnet kılma) çalışmasıdır. Hazreti Peygamberin soyundan gelenleri seyyid ve şerif bilmek Şîî olmak değil, Ehl-i Sünnet olmaktır. Fakat sünnî İslam dünyası muhterem ve alem Aliye razı olmayan, masum, mukaddes ve sanem Aliyi isteyenlerle doludur. Bu çalışma tehvîdül-İslâma karşı yapılacak olan çalışmadan daha önceliklidir. Fârisiyyât henüz çalışılmadığı için hatta böyle bir tehlikenin farkına bile varılmadığı için, İsrâiliyyât çalışmalarından daha öncelikli bir ödevdir.
| Barkod | 9786255804198 |
| Basım Yılı | 2025 |
| Cilt Durumu | Karton Kapak |
| Dil | Türkçe |
| Ebat | 23,5x16,5 |
| Kağıt Türü | Kitap Kağıdı |
| Sayfa Sayısı | 455 |
| Yazar | Salih Aydın |